Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Jeopolitik Teoriler  (Okunma Sayısı 3615 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Admin
Site Yöneticisi (Admin)
*

Teşekkür Sayısı 39
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 999


Üyelik Bilgileri
« : Mart 26, 2009, 08:53:12 ÖÖ »

REKLAM ALANI

Cografya




•   Kara Hâkimiyet Teorisi

İngiliz Halford John Mackinder ortaya atmıştır. Asya Avrupa ve Afrika dünyanın bütününü oluşturur. Doğu Avrupa ve Sibirya dünyanın kalbidir. Balkanlardan Çin’e kadar uzanan saha iç ya da dış hilal kuşağıdır. Bunun dışında kalan yerler Amerika, Avusturya, Japonya dünyanın uydularıdır. Mackinder’a göre doğu Avrupa’ya hâkim olan dünyaya hâkim olur . İlk zamanlarda bu görüş fazla kabul görmese de daha sonraları bu fikir üzerinden stratejiler belirlendi. Hitler’in bu teoriden esinlenerek hareket ettiği varsayımları bulunmaktadır. Burada Türkiye iç hilal ile dış hilalin ortasındadır. Türkiye’yi kontrol eden devlet Orta Asya ve İslam Dünyasında da etkili olur der.

•   Kenar Kuşak Hâkimiyet Teorisi

Mackinder teorisine tepki olarak geliştirilmiştir. Nicholas Spykman bu teoriyi öne sürmüştür.
Ayrıldığı nokta, dünyaya hâkim olunmak için Doğu Avrupa’da etkili olmak zorunda olunmadığıdır. Antarktika, Avustralya, Yeni Zelanda da hâkim olunursa eski dünyaya hâkim olur. Dünya hâkimiyeti dıştan içe gerçekleşir. Dünyanın uydularına hâkim olan dünyanın kalbine, dünyanın kalbine hâkim olan dünyaya hâkim olur . ABD bunu temel kabul etmiştir.
 
•   Deniz Hâkimiyet Teorisi

Mahan ortaya atmıştır. Denizlere hakim olan dünyaya hakim olur. Dünyada denizlerin kapladığı alan karalardan daha fazla olduğu için, daha perspektif bir açıdan yaklaşılmasına neden olmuştur.

•   Hava Hâkimiyet Teorisi

ABD’li havacılar tarafından ortaya atılmıştır. Hansy Scitaklion ön plandadır. Havaya hakim olan dünyaya hakim olur. Bu teoriden en fazla etkilenen, havadan dünyaya hakim olmak isteyen ABD’dir. NASA’yı kurmuştur. Bu teorinin zirveye çıktığı nokta Ronald Reagan’ın Star Wars’udur. 1979 İran – ABD Çöl Fırtınası Operasyonu, 1982’de Falkland krizi : ABD hava gözetiminin ayrıcalıklarını kullanmıştır.

•   Kuşatma Teorisi

1990’larda ortaya çıktı. Dünya 2 jeostratejik bölgeye ayrılır. Kıtasal Avrasya ve deniz ticaretine bağlı bölge. Kıtasal Avrasya Rusya ve Çin’den oluşur. Deniz ticaretine bağlı bölge ABD, B. Avrupa ve Japonya’dan oluşur. Bu 2 bölge arasında kalan bölgeler hassas bölgedir. Hassas bölgede Ortadoğu, Afrika, Güney Asya, Güneydoğu Asya, Orta Asya, Okyanuslar ve Doğu Avrupa bulunur. Ara bölge gerek kıtasal Avrasya gerek deniz ticaretine bağlı bölge arasında sürekli kuşatma halindedir. Bu kuşatmanın şekli ülkeden ülkeye değişir. Ara bölge ülkelerinde kendi aralarında bölgesel güçler olabilir. Türkiye bu teoride hassas bölgededir.
   
•   Domino Taşları Teorisi

Bu teori jeopolitikçiler tarafından geliştirilmiştir. 1989 – 91 döneminde Sovyetlerin çöküşünden sonra gündeme gelmiştir. Büyük devletler domino rolündedir. ABD, B Avrupa, Rusya, Japonya, Çin büyük güçler olarak kabul edilir. Bunların herhangi bir hareketi tüm dünyaya etkilemeye yönelik olacaktır. Büyük devletlerin arasında kalan devletler, jeopolitik konumları, nüfusları itibariyle dünya istikrarını etkileyecek potansiyele sahip olduğu için mihver devlet olarak isimlendirilirler. 10 tanedir. Türkiye bunlardan biridir. Büyük devletler kendi aralarında anlaşarak dünyayı yönetebilirler ancak ara bölgelerdeki devletleri yönetmek mümkün olmayabilir. Mihver devletlerin herhangi birisinde ekonomik yapı, sosyopolitik sistem çöktüğü zaman bu durum tüm ara bölgeyi etkiler ve dünyayı istikrarsızlığa sürükler. Bunun tersi de doğrudur. Dünyada istikrarsızlığa yönelik en büyük tehdit mihver devletlerin aşırı nüfus artışı, siyasi istikrarsızlık, etnik çatışmalar, ekonomik bunalım gibi sebeplerinden olabilir. Dolayısıyla büyük devletler bu sorunlara yönelmelidirler. (1990’larda Balkanlarda, Yugoslavya, Kosova gibi…)

•   Tarihin Sonu Teorisi

Frencish Fukiyama (?). Sovyetlerin çöküşü ile yeni devletlerin ortaya çıkışını gözlemlemiş ve teorisini ortaya sürmüştür. Buna göre dünya tek kutuplu sisteme gitmektedir. Tek kutuplu sistem serbest ekonomiye dayalı kapitalist batı demokrasisidir. Günümüzde dünya genelinde batıcılık evrensel nitelik kazanmıştır. Yani insanoğlu aradığı en ideal sistemi bulduğu için tarih sona ermiştir. Liberal demokrasi ve Pazar ekonomisi toplumlar için alternatiftir. Dünyanın çeşitli yerlerinde bu düşüncelerle çelişen olaylar oluşsa da doğruluğu ortadan kalkmaz. Küreselleşme ile birlikte bu teori doğrulanmaktadır. ABD’nin 2001’e kadar dünyada tek egemen güç olduğu gerekçesiyle örtüşmektedir ancak 2001’den sonra bu teori de eleştirilmeye başlanmıştır.

•   Medeniyetler Çatışması Teorisi

Samuel Hamington. 1993’te ortaya sürmüştür tezini. Teori, yeni dünyada mücadelenin esas kaynağı olarak ideoloji ve ekonomiyi değil beşeriyet arasındaki kültür temeline dayandırır. Önümüzdeki döneme damgasını vuracak olan kültürel çatışmadır. Bu alanlar, medeniyetler arasındaki fay hatlarının olduğu coğrafyalardır (Kafkas bölgesi gibi). Buralardaki kültürel farklılıklar çatışmaya dönüşmüştür. Bloklaşmalar bunlardan olacaktır. Türkiye bu teoride şu sözle anlatılır: “Türkiye Mekke’yi reddettikten, Brüksel tarafından da kapı dışarı edildikten sonra, Taşkent’e dönecektir.” Taşkent Türk birliği düşüncesidir. İleride dünyada evrensel, tek medeniyet olmayacak, yan yana yaşayan birbirleriyle mücadele eden farklı medeniyetler olacak.

•   Medeniyetler Bütünleşmesi Teorisi

Medeniyetler çatışması teorisine tepki olarak doğmuştur. Barry Buzan (İngiliz). Gelecekte kültürel düzeyde medeniyetler çatışması olmayacak demekte. Medeniyetler batı öncülüğünde birlikte yaşayacaklar. İngiliz bakış açısını meşrulaştırma amacı vardır bu teoride. Buzan’a göre Çin, farklı kültürler olmasına rağmen tek partiyle batı sistemine adapte olabilmiştir.
 
•   Büyük Satranç Tahtası Teorisi

Zbignier Brezezinsky ABD’nin ulusal güvenlik danışmanı olarak çalışmıştır. 1977 – 81 arasında Jimmy Carter başkanlığı döneminde. Bu teori dünyayı satranç tahtasına benzetir. En verimli oyun alanı Avrasya coğrafyasıdır. Baş oyuncu ABD’dir. Avrasya’da 5 jeopolitik oyuncu ve 5 mihver aktör vardır. Jeopolitik oyuncular; Fransa, Almanya, Rusya, Çin ve Hindistan; Mihver devletler, Ukrayna, Azerbaycan, Güney Kore, Türkiye ve İran’dır. Türkiye ve İran Sovyetlerin çekilmesinin ardından Orta Asya’da hâkimiyet mücadelesine başlamıştır. Avrasya kıtasındaki zayıf noktalar olarak şu tespitler yapılmıştır: Avrupa Coğrafyası köprübaşı, Rusya kara delik, Kafkasya ve Orta Asya Avrasya’nın balkanları, Orta Asya, Uzakdoğu’nun sorunlu bölgesidir (bu ne ya?). ABD Avrasya’nın hâkimidir. Avrasya’da hiçbir sorun ABD’nin müdahalesi olmadan çözülemez. 

•   Eksen Ülkeler Teorisi

1996 yılında Paul Kennedy tarafından ortaya atıldı. Bu teori gelişen dünyada ABD politikasının ana hatları ne olmalıdır sorusuna cevap aramaktadır ve eksen ülke olarak Endonezya, Hindistan, Pakistan, Türkiye, Mısır, Güney Afrika, Brezilya, Cezayir ve Meksika’nın ismi geçer. Bu ülkeler nüfusları, bölgesel güçleri, insan kaynakları, uluslararası ticaret arasında yer alma düzeyler çerçevesinde değerlendirilmiş ve sonuç olarak ABD eğer dünyada hakim devlet olmak istiyorsa bu 9 ülkeyle iyi geçinmek zorundadır kanaatine varılmıştır. 9 ülkenin hepsi aynı düzeyde olmayabilir ama hepsinin interlandı(?) vardır. Bu ülkelerde siyasal sistemin işleyişinde ekonomik veya siyasi sebeplerden aksama meydana gelirse kaos ortaya çıkar. ABD güvenlik kavramının tanımını bu ülkelerdeki istikrarın sürdürülmesini sağlama şeklinde uygulamalıdır. Bu teoriye göre Türkiye bölgesinde lider kabul edilen devlettir. Batıyla işbirliği yapan tek Müslüman devlettir. Türkiye’nin batı sistemi içinde tutulmasının maliyeti neyse ABD bunu karşılamaya azami ilgi göstermelidir. Türkiye’de üç sorun vardır, ülkenin anti demokratik görünümü (Asker kontrolü), Kürt – Türk entegrasyonu, Türkiye İslamla barışmalıdır, katı laiklik uygulamadan vazgeçilmeli. Türkiye’de kim yönetimde olursa olsun, önemi azalmayacaktır, Batı, Türk İslamcılarla işbirliği yapmalıdır.

•   Uzay Hâkimiyet Teorisi

ABD’li albay Harry  Scitaklian tarafından ortaya sürülmüştür. Hava hakimiyet teorisinin ileri bir halidir. Uzayı kontrol altına alan dünyaya hakim olur. NASA desteklidir. ABD bu teori ile sadece dünyaya değil uzaya da hakim olma isteğini öne sürmüştür. Teknoloji tetikleyicidir. Bilgi akışını sağlayan veri transferi teknolojisi (uydu sistemleri) önemlidir. İleri hali Nano-Teknolojidir. Nükleer güç uzay hakimiyeti olana işlemez. Uzaya yerleştirilen robotlar, casus kameralar, lazer topları, istenilen bölgeyi vurabilir.
 
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: