Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: AFRİKA’DA İÇ SAVAŞLAR  (Okunma Sayısı 3649 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Admin
Site Yöneticisi (Admin)
*

Teşekkür Sayısı 39
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 999


Üyelik Bilgileri
« : Şubat 13, 2009, 10:21:42 ÖÖ »

REKLAM ALANI

Cografya




AFRİKA’DA İÇ SAVAŞLAR 
--------------------------------------------------------------------------------
 



Dünya genelinde 1990-2003 yılları arasında meydana gelen iç savaşların en şiddetlileri, Sahraaltı Afrika ülkelerinde yaşanmıştır. Sierra Leone, Gine, Liberya, Nijerya, Fildişi Sahili, Angola, Zimbabwe, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Ruanda, Uganda, Somali, Etiyopya ve Eritre iç savaşlarında büyük katliamlar olmuştur. 

Afrika Birliği, kıtada 1963 yılından bu yana meydana gelen 30 büyük savaşı şu şekilde sınıflandırmıştır; Bağımsızlık sonrası savaşlar, siyasi savaşlar, etnik savaşlar, doğal kaynakların yani petrol, bakır, altın vb. kontrolü amacıyla yapılan savaşlar, uyuşturucu ve elmas trafiğinin kontrolü amacıyla yapılan savaşlardır.

Genellikle Afrika, dünyanın en fazla çatışmanın yer aldığı kıta olarak anılmaktadır.  Gerçekten, Afrika, askeri çatışmalar nedeniyle savaş kurbanları sayısının en yüksek olduğu durumundadır.  1945 ile 1995 arasındaki dönemde meydana gelen 186 silahlı çatışmanın 48’i Afrika’dadır. Bu çatışmaların, 160 milyonluk  kıtada 6 milyon kişinin ölümüne sebebiyet verdiği görülmektedir. 

1998’den beri Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusunda meydana gelen silahlı çatışmalarda 3 milyon kişi hayatını kaybetmiş bulunmaktadır.  Afrika ülkelerinin %60’ı askeri şiddetin kurbanı olmuştur. Yapılan hesaplara göre her beş Afrikalıdan biri silahlı çatışmanın etkisi altında kalmaktadır. Elmas ve altın madenlerini, petrol rafinerilerini işleten emperyalist tekeller, bölgedeki halkları birbirlerine kırdırmış ve Ruanda, Kongo, Sudan, Liberya, Sierra Leone ve daha pek çok ülkede uzun yıllar süren iç savaşlara, katliamlara neden olmuşlardır.

1990’lı yıllarda Somali’nin çöküşü, Ruanda’da 1994’te Tutsi ve Hutular arasındaki soykırım, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Kongo Cumhuriyeti, Liberya, Sierre Leone, Sudan ile Kotdivuar’daki iç savaşların boyutları oldukça ürkütücüdür.   İç savaşlar, birçok Afrika ülkesini büyük sıkıntılara sokmuş ve yerli halka büyük zararlar vermiştir. Bu iç savaşların en kötülerinden biri, 1967 ile 1970 arasında meydana gelen Nijerya’daki Biafra savaşıdır. Bu savaş sırasında en aşağı 2 milyon kişi hayatını kaybetmiştir. 

Sudan’daki iç savaş da 30 yıl sürmüş ve 2004’te sona erdirilebilmiştir.  Sudan'ın Darfur bölgesinde ortaya çıkan iç savaş, her ne kadar bir toprak paylaşım kavgası olarak anlatılsa da, olayların asıl nedeni bölgede bulunan petroldür. Arap ve Arap olmayan kabilelerin toprak ve suyu bölüşme konusundaki anlaşmazlıkları, Darfur'da iç savaşın başlangıç noktası olmuştur. Ancak, savaş, göründüğünün aksine Araplarla Afrikalılar arasındaki bir etnik mücadele değildir. Bölgedeki petrole gözünü diken emperyalist güçlerin çıkmasını sağladığı bir iç savaştır.  Darfur'da bu süreçte çatışmalar, açlık ve kötü koşullar nedeniyle tam 300 bin insan ölmüştür. 1,8 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kalmıştır. 200 bin kişi komşu ülkelere sığınmış ve mülteci kamplarında yaşamlarına devam etmektedirler.

Çad’da Fransız destekli Hissène Habré'nin seçilmesi, Libya ordusunun ülkeden çıkarılması sağlanmışsa da Habre'nin diktatörlüğünde en az 40.000 kişi katledilmiştir.  Habre'nin generali İdris Debi'nin 1990 yılında diktatörü devirmesiyle bugüne gelinmiştir. 2001, 2005 ve 2006 yıllarında düzenlenen başkanlık seçimlerini kazanan Debi ülkenin tekrar İç savaşa sürüklenmesine engel olamamıştır. Birleşmiş Milletler etnik şiddetin gittikçe arttığı ülkede Darfur'da gerçekleşen soykırıma benzer olayların yaşanabileceğine dikkat çekmiştir.  Sudan destekli Birleşik Değişim Cephesi gerilları 1 Şubat 2008 günü Massaguet bölgesinde İdris Debi'ye bağlı kuvvetlere üstünlük sağlayarak 2 Şubat 2008 günü başkent N'Djamena'ya girmiş, ABD ve Fransa gibi Batı ülkeleri büyükelçiliklerinin tahliye hazırlıklarına başlamışlardır.

Orta Afrika Cumhuriyeti’nde, askeri yönetimlerin ardından 1993'te sivil yönetim başa geçmişse de siyasi istikrarsızlığı devam etmektedir. Mayıs 2001'deki başarısız darbe girişiminin ardından, ülkede çatışmalar başlamıştır. Cinayet, tecavüz ve Orta Afrika Cumhuriyetinin kuzeyinde yaşayan yerlilere yönelik soykırım iddiaları mevcuttur. Orta Afrika bölgesinde, özellikle Çad’da petrol bulunması yatmaktadır. Bu gelişmenin ardından Fransa’nın bölge ile ilgili iştahı kabardı ve bölgenin karıştırılması süreci körüklemiştir. 2005’deki çatışmada, yüzlerce sivil öldürüldü, binlerce ev yakıldı ve yüzlerce ev terk edilmiştir. Ama bazı köylerde, insanlar, sert çalılardan oluşan sığınaklarını terk ettiler ve sahip oldukları şeyleri kontrol etmek için ya da okula gitmek için bir kaç saatliğine evlerine döndüler. Orta Afrika Cumhuriyeti’nin kuzeyinde Çad sınırına yakın bölgede artan şiddet, on binlerce kişinin evlerini terk etmesine neden olmuştur. 2005’ten 2008 yılına kadar, 291 bin kişi evlerinden ayrılmak zorunda kalmıştır. 200 bin kişi ülke içinde yer değiştirirken; 79 bin kişi Çad, Kamerun ve Sudan’a, 22 bin kişi de farklı ülkelere kaçmıştır.

Angola'daki 1950'li yıllarda Portekiz varlığına karşı ilk ciddi milliyetçi hareketler başlamıştır. Marksist eğilimli bir örgüt olan Angola İşçi Partisi, Angola bağımsızlık hareketinin yönlendirici gücü haline gelmiştir. MPLA'nın başlıca dayanağı Bambundulardır. Öte yandan bölgesel, sınıfsal ve ideolojik temellere dayalı başka gruplar da ortaya çıkmıştır. 1960'lar ve 1970'lerde sürdürülen bağımsızlık mücadelesinin sonunda Portekiz'in çekilmesi üzerine, Angola 11 Kasım 1975'te bağımsızlığını kazanmıştır.

Angola İç Savaşı yeni bağımsızlığını kazanmış olan Angola'nın Portekiz himayesinden Nisan 1974'te çıkmasından sonra oluşmuş bir ihtilaftır. Afrika'nın en uzun süren anlaşmazlığıdır. 2002 yılında resmen biten ve 27 yıl süren savaş, bitene kadar 500,000 insanın ölümüne ve binlerce insanın da göçüne sebep olmuştur. Dünya Sağlık Örgütüne göre, iç savaşın 2002 yılında son bulduğu Angola'da, yoksulluktan her 5 çocuktan 2'si, 5 yaşını göremeden hayatını kaybetmektedir.

Elmas, altın ve petrol, Afrikalılara mutluluk getirmiyor. Petrol ve elmas ülkesi modern Angola'da 1,5 milyon insan açlık içinde kıvranıyor, nüfusun 1/3'ü iç svaş nedeniyle evlerini terk etmiş durumda, 100 bin kişi kara mayını kurbanı ve her üç dakikada bir çocuk önlenebilir hastalıklar nedeniyle ölmektedir.

Çatışmaların en yoğun olduğu Afrika ülkesi ise Kongo Cumhuriyetidir. Bu ülkedeki iç savaş yine binlerce insanı evinden etmiş ve yollara dökmüştür. Çatışmalardan en çok zarar görenler ise çocuklar olmuştur. B.M verilerine göre Afrika’da binlerce çocuk sürekli yer değiştirme ve kötü koşullar nedeniyle açlık sınırında yaşamaktadır. Kongo'nun doğusundaki iç savaştan kaçan ve geceyi Burundi sınırında geçiren yaklaşık 5 bin kişi de hayatlarını bundan sonra mülteci olarak geçirecektir.

Ruanda Soykırımı, 1994’te meydana gelmiştir. Ancak soykırım 1980’lerin sonu ile 1990’ların başında Ruanda ekonomisiyle yakından ilişkilidir. Soykırım, Ruanda’da 1990-93 yılları arasındaki iç savaşta Devlet Başkanı olan Habyarimana’nın 1994’te bir suikast sonucu öldürülmesiyle başlamıştır. 6 Nisan 1994'te Ruanda ve Birundi Devlet başkalarının bir uçak yolculuğunun inişi sırasında karadan ateşlenen füzeler nedeniyle uçağın düşmesi sonucu ölmesi ile katliamlar başlamıştır. Hutu etnik grubu olayın Tutsilerce gerçekleştirildiğini gerekçe göstererek katliama başlar. Ülkede kadın, çocuk, yaşlı demeden tüm Tutsileri ve ılımlı Hutu da denen Hutuların bu politikalarına muhalefet eden gruplar vahşice öldürülmeye başlanır. Olaylar sırasında binlerce kadına tecavüz edilerek öldürülür. Sağ kalanlar ise ülkede patlak veren AİDS nedeniyle ölür. Yaklaşık 100 gün süren olaylar sonucu 1 milyona yakın Tutsi ve ılımlı Hutu öldürülür. 1 Ayrıca 100 gün süren bu olaylar sırasında katliam o derece büyümüştür ki kaçıpta kiliseye sığınan binlerce Tutsi kilise rahip ve rahibeleri tarafından Hutulara bildirilmek suretiyle öldürülmüş, kiliseler halkın kaçıp sığındığı yerler olmaktan çıkıp toplu katliamların yapıldığı mekânlara dönüşmüştür.

Sierra Leone’de kargaşa 1992–2002 arasında devam etmiştir. 2002 yılında ülkede yaşan iç savaş binlerce insanın sakat kalmasına yol açmıştır. Savaşın çıkmasına yol açan RUF militanları, ülkede ki fakirliği başlıca mazeret olarak kullanmışlardır. Ancak yaşam şartlarını daha da kötüleştirmekten başka bir şey getirmemiştir. İç savaş sırasında Ruf militanları Liberya’dan da silah desteği almışlardır. iç savaş 9 yıl sürüyor, yaklaşık 50000 insan ölüyor, 2 milyonun üzerinde insan evlerinden ayrılmak zorunda bırakılıyor. Dikkat buyurun, bu sayı ülke nüfusunun üçte birini aşıyor. 2000 yılında Birleşmiş Milletler ülkeye asker gönderiyorlar. Önceleri sayıları 6000 olan BM üye devlet askerlerinin sayısı, daha sonra 13000′e kadar çıkarılıyor. 1991′de başlayan iç savaş, 18 Ocak 2002′de resmen sonlanıyor.

Nijerya, Sudan, Kongo, Angola, Mozambik, Ruanda, Liberya, Sierra Leone, Burundi ve Somali’deki iç savaşlarda bir milyonun üstünde insan ölmüştür. Moritanya, Gambiya, Gine-Bissau, Nijer, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Brazzaville Kongo’su (Kongo Cumhuriyeti), Cibuti’de büyük iç çatışmalar olmuştur. 1996-1997 yıllarında iç savaş nedeniyle Ruanda ve Burundi’den 400,000 Tutsi göç etmek zorunda kalmıştır. 200,000 kişi de çatışmalardan, hastalıklardan ve açlıktan ölmüştür. Liberya’da 1989-2003 yılları arasında çıkan iç savaşta 20 bin kişi ölmüştür.

FAO'nun Nisan 2008 Raporu'na göre, çatışma, iç savaş, iklimsel koşullar nedeniyle 21 Afrika ülkesi dışarıdan gıda yardımı almaktadır. UNICEF 2008 Çocuk Durum Raporu'na göre, gıda yoksulu ülkelerde her yıl 1000 çocuktan 119'u beşinci yaşgününü göremeden yaşamını yitirmektedir. Rapora göre, çocuk ölüm oranlarında birinci sırada yer alan Siera Leone'da, her yıl beş yaş altındaki 1000 çocuktan 282'si, diğer bir deyişle dört çocuktan biri hayatını kaybetmektedir. Sıralamayı Angola, Nijer, Liberya ve Somali izlemektedir. UNICEF raporuna göre, çocuk ve anne ölümleri en çok açlık ve savaşların yaşandığı Afrika'da görülmektedir.

Afrika içinde 40 milyon insan kendi ülkesinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Sığınılan ülkeler; Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, İngiltere’dir. İç göçler ise; Çad’dan Orta Afrika Cumhuriyeti’ne, Sudan’dan Kongo’ya, Angola’dan Kongo’ya yönelik olmuştur.

Sonuç ne olmuştur? Bir Afrika atasözü vardır. “Filler dövüşür çimler ezilir,  filler sevişir yine çimler ezilir.” Afrika’da da öyle olmuştur. Büyük devletler, Afrikalıları çarpıştırmışlar ve ezilen Afrika’nın halkı olmuştur. Bir Afrika atasözünde der ki: “Aslanlar kendi yazarlarına kavuşuncaya kadar, kitaplar avcıyı övecektir.” Ya da başka deyişle; “Arslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar, avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir.”

Afrika’nın kurtuluşu, yönetenlerin halkı ile barışık olmasıyla mümkündür. Halkında yöneticilerini iyi seçmesi gerekmektedir. Dışarıdan müdahalelerin son bulması şarttır. Bunlar şimdilik, mümkün gibi görünmüyor. Ancak gelecekten umutlu olmak lazımdır.


 


Prof.Dr. Ramazan ÖZEY
 www.ramazanozey.net
 
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: